No. 21 Otoriteye Başvurma Safsataları
Doğaya Başvurma Safsatası
İngilizcesi: Appeal to Nature
Doğal, demek ki iyi. Zehirli mantar da doğal.
Ormandan topladum, tamamen doğal. Doğal olan zarar vermez.
Doğalsa güzel, akşama kavururum.
Yılan da doğal, Dursun. Mantarı bilen birine soralum.
Nedir?
Bir şeyin doğal olmasını iyi, sağlıklı ya da doğru olduğunun kanıtı saymak; yapay olmasını da kötü olduğunun. Doğa, iyi niyetli bir marka değil; yılan zehri de, arsenik de, kasırga da doğal.
Kalıbı
- X doğaldır.
- Öyleyse X iyidir / güvenlidir / doğrudur.
Neden tutmaz?
“Doğal” kelimesi sıcak bir his verir: temiz, masum, eski. Reklam bunu bilir. Ama doğallık içerik bilgisi değildir; bir bitkinin ne yaptığını söylemez, sadece nereden geldiğini söyler. Bir de tanım sorunu var: ekmek, aşı, gözlük, dikişli yara doğal mı? Sınır, işine geldiği yerden çekilir.
Nasıl yakalarsın?
- “Doğal” kelimesi kanıtın yerine geçiyor.
- “Yapay”, “kimyasal”, “sentetik” kötü anlamda kullanılıyor; ne olduğu söylenmeden.
- Doğanın zararlı yanları (zehir, hastalık, soğuk) hiç anılmıyor.
Ne dersin?
“Doğal olması ne değiştiriyor? İçinde ne var, ne yapıyor?” Doğalın kötü örneklerini hatırlat: mantar, yılan, sel. Sonra asıl soruya dön: “İşe yaradığına dair kanıt ne?”
Safsata olmadığı zaman
Doğallık bazen gerçekten bilgi taşır: bir gıdanın işlem görmediğini, katkı içermediğini söylemek somut ve anlamlı bir iddiadır. Uzun süredir kullanılan şeylerin bilinen etkileri de bilgidir. Safsata, “doğal”ı tek başına kanıt yerine koymak.
Örnekler
- Reklam“Yüzde yüz doğal içerik.” Zehirli sarmaşık da yüzde yüz doğal.
- Sağlık“İlaç kimyasal, bitki doğal.” Bitkinin içindeki etken madde de kimyasal; sadece dozu bilinmiyor.
- Aile“Eskiden insanlar aşısız da yaşıyordu.” Yaşayanlar yaşıyordu; ötekiler yaşamıyordu.
- Alışveriş“Doğal taş bilezik enerjinizi dengeler.” Taş doğal; iddia değil.